19 Ekim 2017 Perşembe

Dikkat Online büyücüler internette

DANİMARKA BAŞARILI TÜRK YATIRIMCIYI KONUŞUYOR

DANİMARKA BAŞARILI TÜRK YATIRIMCIYI KONUŞUYOR

DANİMARKA'nın en önemli ticaret ve ekonomi dergisi Börsen başarılı Türk yatırımcı, 43 yaşındaki Türker Kurt Kara’ya 13 sayfa yer ayırırken şu anda ülkenin en başarılı ve ödüle layık yatırımcısı olduğuna dikkat...

14 Aralık 2014 Pazar 17:43

İLGİLİ HABERLER

Fransa,sandığa gidiyor
Fransa,sandığa gidiyor

FRANSA, İl Meclis seçimlerinin ilk tur oylaması için yarın sandığa gidiyor. Seçimlerin...

Kosovalıları bisiklete teşvik etmek için etkinlik düzenlendi
Kosovalıları bisiklete teşvik etmek için...

TURAN KASAP (PRİŞTİNE ) – - Kosova’nın başkenti Priştine’de “Bisiklet...

Sponsorlu Baglantılar

DANİMARKA'nın en önemli ticaret ve ekonomi dergisi Börsen başarılı Türk yatırımcı, 43 yaşındaki Türker Kurt Kara’ya 13 sayfa yer ayırırken şu anda ülkenin en başarılı ve ödüle layık yatırımcısı olduğuna dikkat çekti.
'Danimarka’nın Warren Buffett’i' başlıklı yazıda Türker Kurt Kara’nın, Danimarka’nın en büyük yatırımcıları arasına olduğuna dikkat çekildi. ’nın sorulrını yanıtmayan Türker Kurt Kara, iki arkadaşıyla birlikte oluşturduğu Mij İnvest adlı şirketi ile dünyanın çeşitli yerlerindeki güvenilir şirketlerin hisselerini ucuza alıp 3 yıl sonra sattıklarını belirterek "Şu anda 1.5 milyar dolarlık servetimiz ile ülkenin en iyi yatırımcıları arasında yer alıyoruz" dedi. Türker Kurt Kara Börsen gazetesi ve dergisinin kendisine geniş yer ayırmasına ilişkin şöyle dedi:
"10 yıl önce bir fon kurmuştum Jeppe Christiansen ve Ulrik Jensen ile. Ulrik, benim sağ kolumdur. Benim kurduğum fon finans krizine rağmen büyüdüğü için yankı yarattı. Şu anda Danimarka’nın en büyük fonlarından biri oldu. Şu anda yaklaşık 1.5 milyar dolar paramız var. Bizim sektör geriliyor. Finans krizi, finans sektörünü ufaltıyor böyle olup da biz büyüyünce dikkat çekiyor. Börsen bir röportaj istedi. Çok da güzel hazırlamışlar. Börsen’e bir kereye mahsus röportaj verdim. Aslında ben medyadan uzak durmayı tercih ediyorum. Ben klasik bir Türk ve Danimarkalı gibi büyüdüm. Annem İstanbul’lu, babam batı Trakyalı. Çok zengin değildik normal bir çocuğun hayatını yaşadım. Okullara gittim, yeri gelince kabadayılardan dayak da yedim. Dayak yiyince kalkıyorsun burnuna pamuğu tıkıyorsun hayat devam ediyor. İlkokuldan sonra, lisede matematik fen bölümünü okudum. Atom Fizikçisi olmak istiyordum. Rahmetli Rauf Dektaş ile görüşmüş ve ona sormuştum O da ol demişti. Ama baktım onda para yok. Kopenhag Üniversitesi’nde Ekonomi okudum. Türklerle çalıştım. Mustafa, Yakub, Mehmet, Hasan ağabeyler vardı. Orada insan iş hayatını, üniversitede öğrenemeyeceği şeyleri öğreniyor. Üniversite’de her şey akademik. Ben hisse senedi yatırımlarında edindiğim pratik tecrübemi kullanıyorum. Biraz daha geniş açıdan bakınca, mesela devletlerin borçlanması, dövizlerin dengeli mi mi, dengesiz mi oynadığı, cari açık gibi konularda teori gerekli. Teorik açıdan bakıldığı zaman akademik bilgi gerekli ama örneğin hisse senedi alırken, fiyatı dahil, iş adamı gözüyle bakmak gerekli. Ben de bu şekilde başarının yolunu yakaladım."
Türker Kurt Kara, Danimarka’nın en büyük bankası Danske Bank’da en üst yöneticilerden biri olarak görev yapmasına ilişkin süreci şöyle anlattı:
"Danske Bank’da genel strateji çiziyor, bankanın hisse senetleri stratejisini belirliyordum. Jeppe Cristiansen orada benim şefimdi şu anda Lego ve Novo Nordisk’in yönetim kurulunda. Beni 1999’da asistan olarak yanına aldı. Mevkiimi yükseltti. 2003’de bütün bankanın hisse senetleri ve yatırım stratejisini ben belirliyordum. 2004’de beni aradı yeni şirket kurma planlarını anlattı. Güzel şirketleri ucuz fiyattan alan bir fon gerekli dedi. Ben de tamam dedim. Kendime özgüvenim vardı. Türk manavlarla çalıştım, bankada çalıştım cesaretim vardı. Atılacaksın aydın bir şekilde atılırsam güzel olur dedim. Şu anda Danimarka’nın en büyük ve en başarılı fonlarından biriyiz. Bütün dünyadaki şirketlere bakarız, şirketin kalitesi ve genel yönü, gidişatı iyi ise hisselerin fiyatı da düşük ise alırız, üç yıl sonra da satarız. Aslında bir şey yaratmıyoruz ama tüccarız. Manav gibi ama paralar büyük. Rizikosu var ama ben rahat uyuyorum. Çünkü yaptığım işin sağlam olduğuna emininim. Mesala 2008 krizi sırasında Aselsan’ın hisselerine baktım Aselsan, borçsuz ve karlı bir şirket. Piyasa değeri 400 milyon dolar ama kitaptaki değeri 500 milyon dolar. Karı sıfır olsa yine de aktifleri vardır. Türkiye’nin savunma sanayinin göz bebeği. O kadar önemli bir kuruluşu satın almak istedik ama alamadık. Keşke alabilseydik serbest piyasanın fiyatı bu kadar düşürebilmesi çok acayibimize gitti. Biz, silah, sigara, çocuk çalıştıran şirketlere yatırım yapmıyoruz."
"TÜRKİYE EKONOMİSİNİN GİDİŞATINI HİÇ İYİ GÖRMÜYORUM"
Kara, "Türkiye ekonomisinin gidişatını nasıl görüyorsunuz?" sorusuna şu yanıtı verdi:
"Türkiye’nin ekonomisindeki gidişatı hiç iyi görmüyorum. Türkiye’nin cari açık sorunu var. Türkiye’nin cari açığı çok büyük, son 13 yılda daha da büyüdü. 2000 yılında Ecevit dönemindeki kriz sırasında Türk lirası yüzde 50 değer yitirdi ama aslında paranın değer yitirmesi bazen ilaçtır. Asıl kriz o krizin öncesinde başlayan olaylardır. O sadece tepkidir etki değildir. Tepki yüzde 50 düşüştür ve bir ilaçtır. Bir cari açık varsa, ya cari açığı mal üretimi ile kapatırsın veya bunu yapamıyorsan devalüasyon gerekir. Türkiye’de bu oldu ve cari açığı aslında kapanmıştı. Türkiye’de şu anda alışveriş merkezleri, , lük arabalar, gözde görülen yaşam standardı ülke ekonomisi iyiymiş gibi gösteriyor. Gidişat güzel gibi ama aslında değil. Her şey borçla yapılıyor ve bir gün bu borç ödenecek ve cari açık öyle, ya da böyle kapanacak. İşte o zaman Arjantin’den kötü olacak. 2 bin krizinden önce küçük şirketlerin çoğu kapatıldı ve Ecevit’in kriz yarattığını ülkeyi batırdığını söylediler ama aslında öyle değildi. O bir tepkiydi. O aslında ilaçtır, o ilacı isteyen hastalık borçlanmadır. Yabancı dövizle borçlanmadır. Türkiye’de ufak ve orta ölçekteki şirketlerin çoğu yabancı dövizle borçlanıyor. Tabi o zaman lira düşüyor çünkü cari açık ve hep ithalat, ithalat tüketim ve üretim birbirini tutmuyor. Bugün Yunanistan’ı konuşuyoruz. Yunanistan da görüyoruz. Çünkü borçlanmış cari açığı büyük. Devalüasyonunu yapamıyor, ilacını alamıyor. Borçlanmış ama borç kendi dövizi değil. Kendi dövizini basamıyor. Avrupa merkez bankası basıyor. Drahma olarak basabilseydi o zaman halk sokaklarda bağırır çağırır üç yıl sonra bu geçerdi. Türkiye’nin gittiği yol çok tehlikeli. Borçlanma ile büyüme kolay olsaydı tüm ülkeler büyürdü."
"DANİMARKA UFAK AMA ÇOK ZEKİ BİR ÜLKE"
Türker Kara, bazı insanların Danimarka küçük ülke olduğu için sorunlarını kolay çözdüğünü belirtirken dünyada nasıl söz sahibi olduğuna ilişkin, şöyle dedi:
"Burası da benim ülkem. Danimarka nüfusu 5.5 milyon ve hepsi aydın. Bir başka ülke 50 milyon olabilir ama o ülkenin aydın nüfusu 5.5 milyona yakın ise Danimarka ile aynı ayarda sayılır. Danimarka savaş gücü büyük olan ufak ordular gibi yani 300 Spartalı 2 milyonluk Fars ordusunun karşısında durabiliyor. Neden? Aydın, akıllı olduğu için. Danimarka, ufak ama çok zeki bir ülke. Ekonomik açıdan baktığımızda Danimarka eski ticari imparatorluğun kalıntılarından çıktığı için ticareti çok iyi biliyor. Danimarkalılar ticareti ve paranın değerini çok iyi biliyorlar. Danimarka şu anda 3A reytingi alıyor. Dünyada kaç ülkenin bu reytingi var. Burada ekonomik anlayış var. Danimarka bunu çok iyi yürütüyor. Borçlanmayı çok düşük tutuyor. Her şeyin nabzı tutuluyor."
Türker Kurt Kara, bir soru üzerine Türkiye’den teklif almadığını ABD ve Londra gibi ülkelerden aldığı teklifleri kabul etmediğini ifade ederken, "Türkiye'den teklif alsam da gitmem. Türkiye ile tabii ki bağlarımız var ama burayla da var. Burada Arkadaşlarım var, iki kızım var" yanıtını verdi.
Başarısını çok okumaya borçlu olduğunu soyadı olan 'Kara' sözcüğünün Türkçe'de  toprak veya Arapça’da 'oku' anlamı taşıdığını anlatırken, "Ne kadar kitap okursan o kadar aydınlanır, bilgilenirsin. Ben 1997de yatırımcı olarak işe başladığımda Türklerden çok şey aldım ama borsaya girince bambaşka bir şey. Borsa ekonomi ve Psikolojinin buluştuğu yerdir. Çok değişiktir. Şansımıza İnternet var. Düğmeye bas kitap ayağına geliyor. Cahillik zaten aptallıktır ama bu çağda geri zekalıktır. Fazla boş zamanım olmuyor. Olduğu zaman çocuklarıma, köpeğime ve arkadaşlara ayırıyorum. Aslında boş zaman diye bir şey yok. Beyin sürekli çalışır, nereye nasıl yatırım yapayım diye düşünüyor. Zaman güzeldir ve doludur boş zaman olmaz" dedi.
"MÜTEVAZILIK ASLINDA EKONOMİK BİR DÜŞÜNCEDİR"
Lüks yaşamaktan hoşlanmadığını belirten Kara, sıradan bir kişi mütevazı yaşaması ve lüks otomobil ve evi olmamasına ilişkin şöyle dedi:
"Dikkat çekmek istemiyorum. Mütevazılık aslında ekonomik bir düşüncedir. Bana göre bir biftek kızartıp, bahçede oturup yerken biraz da köpeğime versem mutluluktur. Ben bir iş toplantısına giderken Ferrari ile de gitsem eski arabamla da gitsem aynı zamanda gideceğim ve işimi göreceğim. Onun için araba önemli değil bine taşısın yeter. Şunu sormak isterim, çok borçlu olunca mı rahat uyursun, borçsuz olunca mı iyi uyursun? Zaten insanlar beni arabam veya evimle anmayacaklar. İleride hedefim daha da zengin olursam fakir bir ülkede okul yaptırmayı isterim. Gelişmekte olan ülkelere çok üzülüyorum, onlara yardım etmek gerekir. Fakirlikten kurtulabilmeleri için eğitim gerekli. Zengin ülkeler fakir ülkeler için daha çok şey yapabilirler."
“AVRUPA’NIN GELECEĞİNİ KESTİRMEK ZOR”
Başarılı Türk yatırımcı, “Avrupa’nın geleceğini nasıl görüyorsunuz?” sorusuna şu yanıtı verdi;
"Avrupa’nın geleceğini kısa vadede kestirmek zor. Büyük sorunu var. Şu an Avrupa’daki para politikası Almanların elinde. Avrupa merkez bankası diyoruz ama Avrupa merkez bankası Angela Merkel’in istediği kadar Avrupalıdır. Aynı zamanda devletlerin harcamaları yerel. Kendi devlet tahvilini çıkartıyor ama üzerinde Euro yazıyor. Burada bir kopukluk var. Borç aldığı döviz kendi dövizi değil. Bu durum Yunanistan’ı bozdu, İspanya’yı, İtalya’yı bozmak üzereydi. Ya Avrupa, devlet gibi olacak ve devlet bonosu, tahvili, anayasası ve merkez bankası olarak yada Ortak Pazar olacak. Yani ABD gibi olacak üye ülkeler eyalet olacak. Avrupa şu anda tıpkı banyo yaparken küvetin yarısı sıcak, yarısı soğuk su ile dolu gibi. Öyle olur mu? Avrupa bunu çözer ama burada bir yapısal sorun var. Yapısal sorunu çözmeden diğer sorunlar çözülemez."
Kara son olarak “Gençlere bir tavsiyeniz var mı?”sorusuna şu karılığı verdi:
"Türk gençlerine Ortadoğu kültüründen yani 'Mağduriyet mantalitesinden' kurtulmalarını tavsiye ediyorum. Kendini mağdur hissederlerse işleri kötü gider daha da mağdur olurlar. Çünkü mağduriyete kilitlenmiştir. Her şeye rağmen akıllıca cesaretle atılım yapmaları gerekir. Örneğin Türkler Full Hous’u kurdukları zaman 'Ne yapıyorsunuz?' dediler ama şu anda Danimarka’nın en büyük firmalarından biri. Şimdi göçmen gençler lehine çok şey değişti. Danimarka’nın bir atasözü var: 'Hangi kurt sürüsünde isen o kurt sürüsü gibi uluyacaksın.' Biz artık buralıyız. Askerliğimizi yapacağız, gerekirse Danimarkalılar'la evleneceğiz. Kendimizi bu toplumun bir parçası hissedeceğiz. Ben kendimi hiç bu toplumun dışında hissetmedim. Evden bu ülkede ırkçılık var diye çıkarsan ırkçılığı yaşarsın. Gençlik bu mantaliteyi kafasından atması gerekir. Artık teknolojik imkanlar ve iş imkanları çok geniş."

FOTOĞRAFLI
 

Sponsorlu Baglantılar

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    Hangi Ülkenin Aracını Kullanıyorsunuz?

    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    Ziyaretçi Defteri
    ARŞİV